Ruhumdasın
Bir insanın kokusunu alamadığın halde kokusunu özlediğin oldu mu hiç senin? Ya da karşındakinin verdiği nefesi hiç hissetmesen de içine çektiğin olduğu mu? Benim oldu, sanki karşımdasın sanki o güzel gülücüklerini sadece bana hitaben yapıyorsun ya da güldüğünde gözlerinin küçülmesini sadece ben görüyorum. Hayal kurmanın da en güzel yanı bu sanırım. Seni her dakika her saniye yaşamak bu.
Bensiz yürüdüğün her kaldırımdan geçtiğimde ayak izlerinle bezenmiş güller görür gibiyim. İşte buradan geçti deyip gülümserim taş parçasına. Senin dokunduğun yerler gözümün önünde belirir. Ya da dokunduğun her çiçek beni kendine esir eder. Çünkü dokunduğun her gül her menekşe her lale kendi kokuları yerine ellerin kokar. Ya döktüğün gözyaşları. O gözyaşları yalnızlık içinde bitkin düştüğüm odamın penceresinde belirir. Bense titrek sesim ve nefesimle buğu yaparım o cama izlerim gecenin karanlığında her bir taneyi. Bana armağan o gözyaşları. Benim için gelir penceremde benle bir sabahlar ve her yeni gün doğduğunda buhar olur karışır ruhuma.
Her Pazar sabah kahvaltımda sen geleceksin diye beklerim. Her yeni gün çıkar dolaşırım sokak sokak, mahalle mahalle. Mavi manolyalar görürüm. Onları izlerim ve sen gelirsin aklıma. Hani sorsam her birine sanki daha biraz önce sen onları koklamışsın gibi bir tebessüm var yüzlerinde. Kapımın önüne geldiğimde ise içime bir burukluk çöker. Sanki sen biraz önce defalarca çalmışsın ama beni bulamamışsın gibi gelir. Belki de hepsi hayal ürünüm olmuş, belki de gerçeksin ama içimdesin, kalbimdesin her an. Her sokağın başında ya da her mahallenin sonunda belki kapımın önünde belki kaldırımlarda. Belki sille dağlarında belki kırlarda. Ama inan hep ruhumda hep içimdesin ey sevgili!
Fuat Böge, 10.02.2013

Yorum bırakın