Fuat Böge
Farklı, orijinal, ilginç ve faydalı bakış açıları sunabilmek, iletişimdeki güçtür.

Ara
13

Hız Yüzyılı

Çok değil, bundan 50-60 yıl önce, Kağnı Hızında yaşardık hayatı. Bu gün İstanbul’da bir sitenin garajındaki araç sayısının, Anadolu’daki toplam araç sayısını geçtiği yıllardı. At arabaları vardı kasaba ve köylerde. Şehirlerde insan taşıması faytonlarla yapılırdı. At hızındaydı maksimum hayat. O da, dörtnala koşacak halin yoktu zaten. Rahvan at hızında yaşardık hayatı. Anadolu’nun ormanlarından, ormancıların kağnılarla kütük çektiği, kağnılara koşum yapılıp, tarla sürüldüğü yıllardı.

Yavaştı hayat! Bir o kadar da stressiz. Aslında hayatımıza stres kelimesinin bile girmediği yıllardı. Stres ne kelime. Huzurluyduk hepimiz. Yavaş, sessiz, sakin, huzur dolu bir hayat.

Vehbi Koç anılarında, Ankara’dan Eskişehir’e 4 günde, İstanbul’a ise 8 günde gittiklerini anlatır. 6 gün Ankara – İnebolu. Atlarla. O da atlar normal hızda giderse. 2 gün ise Vapur gelir ve Karadeniz coşmazsa İnebolu – İstanbul Vapur yolculuğu.

Şimdi İstanbul İzmir 5 saate düştü. Hala beğenmiyoruz. Basında son günlerde sıkça süre kısaltma yatırımları okuyorum. İstanbul – İzmir Otoyolu süre ve yakıttan 5 milyar TL tasarruf sağlayacakmış. Aynı şekilde geçen günlerde açılan Aydın-Denizli Otoyolu, seyahat süresini 2 saat 15 dakikadan, 1 saat 15 dakikaya düşürecekmiş. Yol sayesinde, zamandan yıllık 472 milyon ve akaryakıttan 142 milyon olmak üzere toplam 614 milyon TL tasarruf edilecekmiş. Amacım size son dönemde yapılan yatırımları anlatmak değil. Ama buradan hız yüzyılına gelmek istiyorum.

Eskiden 8 günde gidilen bir yolu 8 saatte çekecek gücümüz kalmadı. 4 saate düşen İstanbul Ankara yolculuğunda, sanırım bundan sonraki hedefimiz mümkünse 8 dakika olacaktır. İnanılmaz hızlandık. Saatte 20-30 km hızla gidiyordu ilk arabalar. Önlerinde araba geldiğini uyaran – düdüklü ve bayraklı yaya görevliler vardı. Yol açıyorlardı şehir merkezinin kalabalıklarında arabalara.

Şimdi saatte 340 km hızı beğenmiyoruz. Kanunlar el verse, araçlarda hedefimiz 500 km. Sırf bu hız tutkumuz yüzünden, ABD’li ünlü girişimci Richard Bronson, Virgin Hyperloop adlı şirketi ile Hyperloop adını verdiği kapsüllerde, insanlı ilk test sürüşünü geçen günlerde yaptı. Ve bu Yeni Nesil Ulaşım Aracında 172 km hıza ulaştı. Yerçekimsiz Vakumlu bir tüp içerisinde, sürtünmesiz bir şekilde yapılan bu yolculukta hedef kısa zamanda saatte 1.000 km hıza ulaşmak.

Hızın hayatımıza etki ettiği alanlardan birisi de şüphesiz haberleşme. Biz daha 5G’yi tartışırken, Çin 6G Test Uydusunu, Şanşi bölgesinde Taiyuan Uydu Fırlatma Merkezi’nden Uzun Yürüyüş-6 Roketi’yle başarılı bir şekilde uzaya fırlattı bile. 6G Teknolojisi, daha küçük güç çıkışına rağmen, uzak mesafede kayıpsız iletişimi sağlayarak 5G’den tam 100 kat daha hızlı olacak! (Meraklıları için buraya küçük bir not düşelim. Hem de hıza ne kadar meraklı olduğumuzu görmüş olalım.)

1980’lerde 1G vardı. Saniyede 2 KB veri indirmek mümkündü. (2 Kbps)

1990’larda 2G ile 1 saniyede 10 KB (10 Kbps)

2000’lerde 3G ile 1 saniyede 384 KB (384 Kbps)

2010’da 4G ile 1 saniyede 1 GB (1.024 kilobayt KB = 1 MB ve 1.024 megabayt MB = 1 GB Yani 1 GB tamı tamına 1.048.576 KB yapıyor. Şu beğenmediğimiz, bize kafa yedirten internet hızı, 20 yıl öncenin tam 2.730 katı ama bizi hala mutlu edemiyor.

Ve 2020’de 5G ile 1 saniyede 10 GB veri indirmek mümkün oldu. Ama sıkı durun! 6G, şimdikinin 100 kat daha hızlısı bir internet hedefliyor. Yani birkaç yıl içinde 10 GB x 100 kat hız = tam 1.000 GB yani yaklaşık 1 TB terabayt veri iletim hızına ulaşacağız saniyede. Ama inanın bu hız da bize yetmeyecek. 1980’li yılların sonunda ilk ticari bilgisayarları kullanma şansına sahip olanlar hatırlayacaktır. Tırt… Tırt… 3-5 dakika, bilgisayarın açılması sürerdi. Şimdi biz elimizi açma tuşuna götürürken, açılsın istiyoruz, bilgisayarlar.

Aslında bu hız tutkumuzu 25-30 yıl önce fark etmiş büyük üstat Peter Drucker. O zamanlar katıldığım bir seminerinde, “Kusursuz olmaya çalışmayın hızlı olun” demişti. O zamanlar Üstadı anlamadığımız kesin. Çünkü hız hayatımızda bu kadar önemli bir yer tutarken, onun gerçek önemini anlamamız Korona günlerinde oldu.

Temel ihtiyaçlarımızı karşılamanın, alışveriş yapmanın ve hatta maişetimizi temin etmek için bile dışarıya çıkmamızın riskli olduğu bu günlerde, eğitim, uzaktan çalışma, sipariş ve alışveriş dâhil hemen hemen her şey internet üzerinden dönüyor. Sanal âlem Dünya Tarihi’nde hiç bu kadar yüksek reytinge ulaşmamıştı.

Geçenlerde bir konuşmasında Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın, Ticarette yeni nesil bir e-ticaret kavramından söz etmeye başladık: Hızlı ticaret veya kısa adıyla h-ticaret.

Eskiden ticareti; Ticaret & e-ticaret olarak ikiye ayırırken bugün;

Ticaret, E-ticaret & H-ticaret olarak üçe ayıracağımız bir döneme girdik" demişti.

Bendeniz âcizane buna bir de C-ticareti eklemek istiyorum. Daha H Ticareti açıklamadan bir de C Ticaret’e değinmemi şaşırtıcı bulabilirsiniz. Ama merak etmeyin dördünü de açıklayacağım.

Ticareti biliyorsunuz. Az çok hepimiz bir şekilde yapmışızdır.

Ama E-Ticaret’i sadece internet üzerinden satış yapan kurumlar gerçekleştirmiştir ve bu sistem üzerinden online olarak sipariş veren tüketiciler de bu E-Ticareti deneyimlemiştir, bir şekilde.

Pandemi Dönemi’nde bu E-Ticaretin hızlı olmasının gerektiği çok özel bir döneme girdik. Eskiden anne veya eşlerimiz kahvaltı hazırlarken, ekmeği unuturlardı. Her şey hazır ama ekmek yok. Eee. Haliyle bize de bir koşu gidip almak düşerdi. Ama şimdi dışarıya çıkmanın belli riskler barındırdığı Salgın Günlerinde, bizim ekmek alıp gelme süremize yakın bir sürede, istediğimiz ürünü, anında evimizde veya iş yerimizde istiyoruz. Son dönemde rekabeti kızışan Eve Teslim Sektörünün çok daha büyüyeceğini düşünüyorum. Sadece onlar mı? Normal Marketler bile, 30 dakikada teslim seçeneği koydular web sitelerine. Şimdilik Moto-Kuryelerle hızlı paket servisi yapıyorlar. Ama 15-20 dakikanın da bize uzun geleceği günler gelecek, yakında. Ve o zaman Dronlarla Teslimat hızla yaygınlaşacak. Dünya’da epey örneği var. Zaten Kargo, Ambulans ve taksi amaçlı kullanıldığı ülkeler var ama yaygınlaşması 3-5 yılı bulacak)

Dolayısı ile alt yapısı buna hazır olmayan, teknolojiyi doğru ve etkin kullanmayan işletmelerin bu hızlı değişim döneminde ayakta ve hayatta kalamayacağını düşünüyorum.

Peki, C-Ticaret bu Hız Devrimi’nin neresinde? C-Ticaret, Online Canlı Satış Ticaret’i demek. Özellikle Fenomen, influenzer ve youtuber dediğimiz yüksek takipçi ve hayran kitlesine sahip kişilerin işletmelerce kullanıldığı bir ticaret yöntemi. Veya bu fenomenler kendi ürünlerini de C-Ticaret ile pazarlayabiliyorlar.

C-Ticaret adı üstünde canlı ticaret. Web üzerinden belli portallarda sektörel canlı satış sürecine dâhil oluyorsunuz. Bazen bir açık arttırma usulü ile teklif verdiğiniz, bazen ilk teklif verenin kazandığı değişik uygulamalar var. Önemli olan C-Ticaret’in satış kısmı yani ürün seçme kısmı değil. Olay bundan sonra başlıyor. C-Ticaret ile Canlı yayında görüp-beğenerek satın aldığınız ürünü, hemen teslim almak istiyorsunuz. Bu konuda normal siparişlerinizde olduğu gibi, 3-5 gün kargo bekleyecek haliniz yok. Genelde aynı gün teslimatın geçerli olduğu bu satın alma yöntemi, kargo şirketlerini 3-5 saat içinde teslimatı mümkün kılacak bir altyapı yatırımına zorluyor.

İşte bu, bence bu yüzyıla ismini verecek bir hız devrimidir.

Üstelik Korona Dönemi’nde Sanal Hıza bu kadar da alışmışken, salgın geçse bile hiç kimse bu hız lüksünden vazgeçmeyecektir.

Toplantılar için öyle saatler boyu seyahat sıkıntısını bir daha çekmek istemeyeceğiz kesinlikle. Birkaç dakika içinde davetlerin yapılıp, online hale geldiğimiz Zoom’lama yöntemleri, bizi sanal toplantı odalarına ışınlıyor adeta. Covid19’un belki de en büyük faydası, Home Office dediğimiz evden ve uzaktan çalışmanın (Distance Working) kerhen veya mecburen olsa bile birçok şirket tarafından vazgeçilmez hale gelmesi. Pandemi sonrasında işin belli bir yüzdesinde, en azından belli günlerde bu yönteme devam edeceğiz gibi görünüyor.

Hazır çocuklarımızın okulu da uzaktan eğitim ile (Distance Learning) gül gibi gidiyorken. Benden söylemesi. Kendinizi bu Hız Kültürüne alıştırın Dostlarım.

Özellikle ürün geliştiren, Ar&Ge yapan, yeni bir start-up ile girişimciliğe başlayan genç kardeşlerim. Mükemmel olmak iyidir. Ama bu zamanla olacaktır. Üstelik yatırımı ve ürünü mükemmelleştirmenin sonu da yoktur. Bu açıdan içinizdeki mükemmeliyetçi ruhun sizi yavaşlatmasına izin vermeyin. Siz hızlı olun. Rakipleri bir geçin. Onlar geride kalma şaşkınlığını üzerlerinden atarken, siz biraz daha mükemmele yaklaşmış olacaksınız zaten.

Bu konuda size çok faydası olacağına inandığım bir önerimle bitireyim.

İşinizi ne yavaşlatıyor? Sizi ne engelliyor? Ne durduruyor?

Şirket bütününde bununla ilgili bir anket (ama yüz yüze görüşme mümkünse bunu tercih edin) çalışması ile sizi yavaşlatan unsurları bulun.

Babanızın oğlu bile olsa acımayın. Sizi yavaşlatan şey bir kişi ise, uyarın, eğitin, geliştirin. Baktınız olmuyor. Hızınıza ayak uyduramıyor. Ondan kurtulun.

Sizi yavaşlayan şey sistemse, yenisini kurun. Devrim yapın. Radikal davranın!

Sizi yavaşlatan şey üretimse, Endüstri 4.0’a geçin. (İnsanlar yavaş yavaş insansız Endüstri 5.0’a geçerken, siz endüstri 4.0’ı ıskalamayın) Robotik bir sistem kurun. Internet of Things – Nesnelerin İnternet’ini anlayın. Yakında 8 milyar insan 40 milyar Şey’e (nesneye) entegre olacak, bağlanacak. Akıllı Fabrikalar çoğalacak. Siz de şirketinizi akıllandırın. Daha fazla teknoloji şirketine dönüşün.

Zira bu devrimi başaramayanların, başarısız kalacağı çok özel bir yüksek hız dönemine girmiş bulunuyoruz. Hayırlı yolculuklar…

Fikrin Sahibi: Münir Arıkan

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Fuat Böge, 13.12.2020

Ağu
16

Girişimcilere Yol Haritası

Yeni bir iş mi kurmak istiyorsunuz?

Girişimcilik deneyiminiz hiç olmadı mı?

Nereden ve nasıl başlayacağınızı bilmiyor musunuz?

Girişimci adayları, işte tüm aradığınız soruların cevabını buradan okuyabilir, girişiminizi bilinçli ve farkındalıklı olarak başlatabilirsiniz. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle girişimcilerin fikirleri de doğal olarak yön değiştirmiş durumda. Üstüne üstlük yaşadığımız bu pandemi yüzünden tüm bildiklerimiz eskide kaldı ve her şey yeniden dizayn edilmeye başladı.

Aklınıza gelen fikirleri projeye dönüştürerek icraata koyabilirsiniz. İş fikrinizi iyi bir iş planı ile sabitleyip hayata geçirebilir, yatırımcıları, bankaları, fonları ve işin uzmanlarını bu güçlü iş planı ile ikna edebilir fon ve destek alabilirsiniz.

Güçlü bir iş planı için şu ana başlıkları mutlaka belirtmelisiniz.

İş fikrinizi açık ve net bir şekilde ifade ettikten sonra işletmenizin vizyonunu ve misyonunu açıklamalısınız. Hedeflediğiniz pazarın durumunu, bu pazardaki rakiplerinizin analizini, onların güçlü ve zayıf yanlarını, kendi güçlü ve zayıf yanlarınızı, yıllık satış tahminlerinizi, istihdam edilecek personelleri, gelir-gider kalemlerinizi en ince ayrıntısına kadar planlayıp dosyanızı çok iyi hazırlamalısınız. Daha sonra ne kadar öz sermayeniz olduğunu, ne kadar krediye ihtiyaç duyduğunuzu net bir şekilde belirtmelisiniz. İşletmenizin kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini de belirledikten sonra iş planınız hazır hale gelecektir.

Finansman için bankalarla, devlet kurum ve kuruluşlarıyla, melek yatırımcılarla ve girişimcilik merkezleriyle irtibata geçebilir, uygun kaynakları bulduktan sonra işinizi kurabilirsiniz. İş yönetim felsefenizi ve stratejilerinizi çok iyi belirlemeli ve yola çıktıktan sonra karışılacağınız sorunları büyük bir özveri ve sakinlikle çözebilmelisiniz. Karşılaşacağınız kriz dönemleri için kriz yönetim becerinizi geliştirmeli, personellerinizi iyi eğitmelisiniz. Acil durum planlarınız, kriz yönetim planlarınız hazır olmalı ve hızlıca aksiyon alabilmelisiniz.

Girişimcilik ve işletme yönetimi ile ilgili profesyonel yardım almak isterseniz bu konuda profesyonel hizmet veren birçok firma bulunmaktadır. Onlarla iletişime geçip işin uzmanına danışarak hızlıca yol alabilirsiniz. Proje ve fonlar için ayrıca devlet hibe ve destekleri için de analiz çalışmalarını yapmanız yararınıza olacaktır.

En doğru zaman dündü, ikinci en doğru zaman bugün. Yarın çok geç olabilir. Öyleyse durma, yelken aç ve hemen başla.

Sağlık ve sevgiyle kalın.

Fuat Böge, 16.08.2020

Nis
26

Gerçek Bolluk Şükran ve Minnettarlıkla Başlar!

Şükran ve minnettarlık, sahip olduğumuz şeylere odaklanmamızı sağlar ve o şeylerin büyümesine yardım eder. İnsanlara teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirin. Hiçbir karşılık beklemeden ve içtenlikle değerini bildiğinizi ifade etmek için teşekkür edin. Çevrenizdeki insanları içtenlikle takdir ettiğinizde çok geçmeden etrafınızda daha çok insan bulacaksınız.

Hayatta içtenlikle kıymet verdiğinizde, elinize hep daha fazlasının geçtiğini göreceksiniz. Kıymetini bildiğiniz şeyler büyüyecek ve çoğalacak; müşterileriniz, işiniz, becerileriniz, aileniz, inancınız ve siz. Her şeye mi sahip olmak istiyorsunuz? Şükran dolu bir bakış açısıyla yaklaştığınızda, zaten her şeye sahip olduğunuzu görürsünüz. Arzulayabileceğiniz her şey şu anda bile içinizde mevcut. Tek yapmanız gereken hayatınızda tam olarak ifade bulabilmesi için onun kıymetini bilmeniz, onu sevmeniz ve yeterince beslemenizdir.

Böyle bir insan olduğunuz için, içinde bulunduğunuz durumlar için ve karşınıza çıkan zorluklar için şükredin. Olumlu ve doyurucu bir yaşamın ilk adımı budur. İçten minnettarlığınız size bolluk ve bereket getirecektir. Endişe, kaygı ve acıdan uzak durun. Çünkü onlar gerçek değil, sadece varsayımdır. Varsayımlar gelecekle ilgilidir. Siz şimdiye odaklanır ve şimdiyi deneyimlerseniz bolluk ve bereket sizinle olacaktır.

Bu korona virüs pandemisiyle mücadele etmenin en güzel yolu, şükran ve minnettarlıktır. Anda olmaktır. Korku en büyük hastalıktır. Onu evinize, ailenize, sevdiklerinize ve bedeninize sokmayın. Siz sahip olduklarınıza şükrettikçe sağlık, mutluluk, bolluk, bereket her daim sizinle olacaktır.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Fuat Böge, 26.04.2020

Kas
30

Seçme Özgürlüğü

Elinde koşulsuz özgürlük varken yaptığı şey, bir insanın ölçüsüdür. Wilma Askinas

Hepimizin yapmaya mecbur olduğumuz şeyler var. Peki sadece yapmayı istediğiniz için yaptığımız şeyler neler? Sizi tanımlayacak olan esas budur çünkü. Yapılması gereken şeyleri yapıp bitirdikten sonra kendinizi ne yapacağınızı biliyor musunuz?

Hayat bize, ondan istediğimiz şeyi sunar. Ne yapmak istediğini bilen insanlar, çoğunlukla vakitlerini o şeyi yaparak geçirirler. Öte yandan ne yapmak istediğini bilmeyenlerse vakitlerinin çoğunu başkalarının hayallerine hizmet ederek geçirirler.

Özgürlük ve sorumluluk birbirini tamamlar. Yaşam koşullarınızdan başkalarını sorumlu tutarsanız, üzerinizde hakimiyet kurma gücünü onların eline vermiş olursunuz. Hayatımızdan başkalarını sorumlu tuttuğunu sürece asla özgür olamazsınız.

Ancak kendi hayatınıza yön vermenin sorumluluğunu üstlenmeye karar verdiğinizde, gerçek anlamda bolluk içerisinde yaşama özgürlüğünü kazanabilirsiniz.

Yazgımızı ihtimaller değil, seçimler belirler. Vaktinizi kusursuzluğa oynayan bir hayat sürdürme yolunda harcayın.

Fuat Böge, 30.11.2019

May
20

Sınırlarınızı Zorlayın!

Başarının doyumunu yaşamak istiyorsanız, yeteneklerinizin sınırlarını zorlamanın yol açtığı evhamları yaşamaya da hazırlıklı olmalısınız. Büyüyebilmek için bilinmeyen sularda yüzmemiz gerekir. Rahatımızı kaçıran zorluklara kucak açmamız gerekir.

Yeni zorlukları kabullenmek ürkütücü olabilir. Üstüne üstlük biz korkudan delice korkar, ürkütücü durumlardan uzak durmak için elimizden geleni yaparız.

Ancak korkunun faydalarını hiç düşündünüz mü? Korku biz de aşırı bir uyanıklığa ve bıçak gibi keskin bir odaklanmaya neden olur. Daha fazla oksijen alabilmek için daha derin nefes alırız, kalbimiz biraz daha hızlı atar. Korku, bütün eften püften meseleleri ortadan kaldırır ve enerji seviyemizi yükseltir. Büyük bir zorlukla karşı karşıyaysak ihtiyacımız olan tam da bu değil midir zaten? Korku sahiden o kadar kötü bir şey mi?

Maceraya atılın. Rahat olduğunuz yerden yükseğe uzanın. Kendinizi, kazanmak için gereken enerji ve motivasyonu doğuran o uyarıcı korkuyu hissettiğiniz noktaya dek zorlayın. Sözün özü, pes etmek, teslim olmak veya başkalarından yardım eli beklemek yerine işe kendimizden başlamalı ve kendimizi mücadeleye motive etmeliyiz. Tabii ki sizi yarı yolda bırakan akbabalar olabileceği gibi daima yanınızda dostlarınız da olacaktır. Fakat ilk başta siz kendinize bir iyilik yapmalısınız.

İnanmalısınız çünkü başarabilirsiniz.

Fuat Böge, 20.05.2018

May
17

Zorluklara Sevinin!

Eğer pes etmenin kıyısındaysanız yeterince büyük bir hayal kurmadınız demektir. Ne zaman bir işe kalkışsanız karşınızda zorlukları da bulacaksınız. Harcadığımız onca emeğin bir karşılığı olacak mı diye merak ediyor olabilirsiniz. İnsanlar size dudak bükecek, gülecek, arkanızdan atıp tutacak ve sizi görmezden gelecektir. Anlaşmalar bozulacak, bir şeyler kırılacak, insanlar gözünüzün içine baka baka yalan söyleyecektir.

Bu meydan okumaların karşınıza sizi durdurmak için çıkmadığını unutmayın. Zorluklar büyümenize yardım etmek için karşınıza çıkar. Peşine düştüğünüz hayali gerçekleştirebilen bir insan olmanıza yardım etmek için. Aslında hayalinizin peşinden giderken yaşadığınız dönüşüm, her türlü hayalden kat kat kıymetlidir.

Çalıştığınız yerden kovulsanız ne düşünürsünüz?

Steve Jobs başıma gelebilecek en güzel şey olarak değerlendiriyor. 1985 yılında Apple’dan kovulması Jobs’u yıkmak yerine daha da güçlendirdi. Steve Jobs, kovulduktan sonra kendini becerisizlikle suçlamak ve özgüvenini yitirmek yerine ne yaptı? Başarıya odaklanıp olumsuzlukları bir kenara bırakarak risk alıp kendine yeni bir şirket kurdu ve en nihayetinde 1996 yılında Apple hatasını anlayarak Steve Jobs’u tekrar çağırarak işin başına getirdi.

Steve Jobs’un şu önemli sözünü aklınıza kazıyın: “Asla yılmayın, vazgeçmeyin, inanın, kalbinizin sesini dinleyin ve yaptığınız işi sevin!”

Zor zamanlar için, meydan okumalar için minnettarlık duyun. Çünkü onların verdiğini sizden hiç kimse söküp alamaz.

Fuat Böge, 17.05.2018

Şub
05

İş görüşmesi yaparken, dikkat etmeniz gereken 10 soru var. ‘Tuzak’ soru olarak tanımlanabilecek bu soruları nasıl yanıtlamanız gerektiğini öğrenmek için bu yazıyı mutlaka okuyun.

1.En güçsüz olduğun nokta neresi?
‘Güçsüz olduğum bir nokta yok’ yanıtı vermekten kaçının. Bu yanıt, bu sorudan korktuğunuzu gösterir. Korku ise, gerilimli ortamlarla başa çıkamayacağınızın göstergesi olabilir. Onun yerine iyi olduğunuz ama yine de geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir özelliğinizden söz edin.

2.En güçlü olduğun noktalar hangileri?
Her konuda çok iyi olduğunuzu söylemeyin. Bu, herhangi bir konuya odaklanamadığınızın ya da görüşmeye hazırlıksız geldiğinizin göstergesi olabilir. Onun yerine, şirketin işine yarayacak bir özelliğinizi, en güçlü oldunuz alan olarak seçin.

3.Seni işe almam için, 2 dakika içinde beni ikna edecek ne söyleyebilirsin?
Dikkatli olun. Gardınızı düşürerek, sizi önceden hazırladığınız yanıtlardan uzaklaştırmak istiyorlar. Bu ‘ani’ soru karşısında bocalamanız, gerilimli ortamlarda başarı sağlayamayacağınızın işareti olabilir.

4.Ne kadar rekabetçisin?
Kendinizi, rekabet ortamlarında başarı sağlamak için elinden geleni yapan birisi olarak görüyor olabilirsiniz. Ama bu soruya, bunu bütün çıplaklığıyla sergileyecek bir yanıt vermekten kaçının. İşin sırrı, aynı zamanda iyi bir takım oyuncusu olduğunuzu gösterebilmekte.

5.İş hayatında bugüne kadarki en büyük başarısızlığın neydi?
Başarısızlıklarınızı kabul edin ama hatalarınızdan nasıl ders çıkardığınızı ve kendinizi nasıl geliştirdiğinizi anlatın. Bu, negatif durumları, pozitife dönüştürme kabiliyetinizin göstergesi olacaktır.

6.Son işinde seni hayal kırıklığına uğratan neydi?
Sorunun amacı, gerçekten sizi neyin hayal kırıklığına uğrattığını ortaya çıkarmak değil. Çalışma özelliklerinizi, zorlu ortamlarla nasıl başa çıktığınızı öğrenmek istiyorlar. Zorluklarla nasıl başa çıktığınızı gösteren bir yanıt verin.

7.Hiç işten atıldınız mı?
Dürüst olun. Ve en önemlisi: İşten atılmanızın kaynağı patronunuz ya da yıldızınızın bir türlü barışamadığı yöneticiniz olsa bile, bunun sizin hatanız olduğunu söyleyin.

8.İş hayatınızdaki başarılarınızdan size en çok gurur veren hangisi?
Spesifik bir başarınızı seçin ve rakamlarla destekleyerek, nasıl gerçekleştirdiğinizi açıklayın.

9.İş hayatınızda çözemediğiniz bir sorun oldu mu?
Yaptığınız hatalardan birini seçin ve o sorunu o zaman neden çözemediğinizi, şimdi olsa nasıl çözeceğinizi anlatın.

10.Son yöneticini arasam, bana senin hakkında ne söyler?
Negatif unsur barındıracak bütün yanıtlardan kaçının. Eski yöneticinizin, sizin hakkında haksız bazı izlenimleri olabileceğini de söylemeniz, sorumluluktan kaçtığınızın göstergesi olacaktır. Doğru yanıt şöyle olabilir: ‘Bugün gelse, onu yine işe alırım.’

Fuat Böge, 05.02.2018

Oca
28

"Alacağımız siparişlerimizi, en iyi ürün, hizmet veya fiyatı sunamadığımızdan değil, en iyi satış elemanını bulamadığımızdan kaybediyoruz. "

Gelecekte iki çeşit firma olacak. Birincisi, en iyi satış elemanına sahip olan ve müşterisini en iyi şekilde bilgilendirip yönlendiren firmalar, ikincisi de iflas eden firmalar.

Bir satış ekibini en iyi oyunculardan seçmek, yetenek avcılığı yapmak, patronların ve insan kaynakları müdürlerinin en büyük başarılarından sayılır. Cirolarınızı en hızlı artırmanın yolu gözde satıcıları işe almaktan veya satış ekibinizi eğitmekten geçer. İyi satış ekibi kurabilen firmalar gelecekte ayakta kalabilecekler ve başarılı olacaklardır.

Siz gözde satıcıları işe alabiliyor musunuz?

Yeterince yetenekli ve başarılı satış ekipleri kurabiliyor musunuz?

İşini severek yapan, yaptığı işe yüreğini koyan satış elemanları yetiştirebiliyor musunuz?

Tüm bu konularda cevap ve çözüm arıyorsanız, Kobi-Line ile tanışmanızın zamanı gelmiştir. Yarınlarınız için bugünden bir şeyler yapmanızın tam zamanı.

Fuat Böge, 28.01.2018

Ara
19

EN ÇOK INSTAGRAM ZARARLI

Facebook, sosyal medyanın ruh sağlığına zarar verdiğini itiraf etti ancak sağlığı korumanın yolunun daha fazla paylaşımda bulunup daha fazla yorum yazmak olduğunu öne sürdü.

The Times gazetesinin haberine göre, Facebook hafta sonu yayımladığı blog yazısında, bazı sosyal medya araçlarının insanları mutsuz ettiğine dair kanıtlar olduğunu kabul etti. Sosyal medyanın psikolojik etkileriyle ilgili ilk defa açıklama yapan Facebook’a göre, arkadaşlarının durum güncellemelerine ‘kenardan bakan’ kullanıcıların ruh sağlığı bozulabilir. Facebook’un araştırma müdürü David Ginsberg ve araştırma görevlilerinden Moira Burke’nin yazdığı blog yazısında, ‘Genelde insanlar vakitlerini çoğunlukla pasif olarak bilgi tüketmeye harcadıklarında, yani yalnızca okuyup birbirleriyle etkileşime girmediklerinde, kendilerini daha kötü hissediyorlar’ deniyor.

PAYLAŞIMLARI BEĞENENLERİN AKIL SAĞLIĞI KÖTÜYE GİDİYOR

BBC Türkçe’nin haberine göre Facebook, Michigan Üniversitesi’nin de bir araştırmasına atıf yapıyor. Bu araştırmaya göre günde 10 dakika Facebook okuyan öğrencilerin morali, Facebook’ta daha sık paylaşım yapma ve arkadaşlarıyla konuşma görevi verilen diğer arkadaşlarının moraline kıyasla daha bozuk oluyor. California San Diego Üniversitesi ile Yale Üniversiteleri’nin araştırmasına göre ise çoğu arkadaşının paylaşımlarını ‘beğenen’ kullanıcıların akıl sağlığı daha kötüye gidiyor çünkü kendileri ile arkadaşları arasında olumsuz kıyaslamalar yapmaya başlıyorlar. Akıl sağlığının olumsuz etkilendiğini kabul eden Facebook ise sayfada daha az vakit geçirilmesini önermiyor. Aksine, kullanıcıların paylaşımlarla ve arkadaşlarıyla sık sık etkileşime girerek daha mutlu olacaklarını öne sürüyor.

YALNIZLIK HİSSİNE ÇARE DAHA ÇOK YORUM

Facebook, ‘İnsanlarla aktif olarak etkileşimde olmak, mesaj atıp, güncellemeler, yorumlar paylaşmak ve özellikle yakın arkadaşlarla eski günlerden konuşmak akıl sağlığına iyi geliyor’ tavsiyesinde bulunuyor ve çok yorum yapanların, çok yorum ve mesaj alanların kendilerini daha az yalnız hissettiklerini söylüyor. Ruh sağlığıyla ilgili çalışan dernekler ise internet şirketlerine sanal ortamdaki zorbalıklara karşı daha fazla mücadele etmeleri uyarısında bulundu. YoungMinds adlı yardım kuruluşundan Sarah Brennan, ‘Gençler, internet ortamındaki tacizlere karşı sosyal medya şirketlerinin daha fazla mücadele etmesini ve ruh sağlığını korumak için daha fazla çaba göstermelerini istiyor’ diyor. Facebook’un bu açıklamasından birkaç gün önce ise bu platformların ‘insani etkileşimden koparıp bir boşluğa bıraktığı’ eleştirileri yapılıyordu.

30 GÜN ‘SESSİZE ALABİLME’ ÖZELLİĞİ

Facebook’un 2011’e kadar kullanıcı artışından sorumlu biriminde başkan yardımcılığı yapan Chamath Palihapitiya Stanford Üniversitesi’nde ‘Artık, toplumun işleyişini oluşturan dokuyu paramparça eden araçlar yarattığımız noktaya geldik’ dedi. Facebook’un eski patronu Sean Parker da geçen ayki açıklamasında, internet sitesini bağımlılık yaratacak şekilde tasarlayarak, şirketin ‘insan psikolojinin zayıflıklarından istifade edildiğini’ bildiğini söyledi. Facebook, etkileşimlerin daha iyi kontrol edilebilmesi için kullanıcılara kısa süreli aralar alabilecekleri yeni özellikler sunmaya başladı. Bazı kullanıcıları listeden silmeden 30 gün boyunca ‘sessize alabilme’ özelliği de geldi. Facebook ayrıca intihar etme riski olanların tespit edilebilmesi için yapay zeka teknolojisini de kullanılıyor.

INSTAGRAM EN ZARARLI SOSYAL PAYLAŞIM SİTESİ

Diğer yandan benzer kaygılar diğer platformlar için de dile getiriliyor. İngiltere’deki Kamu Sağlığı İçin Kraliyet Topluluğu, Instagram’ın gençlerin ruh sağlığı için en zararlı sosyal paylaşım sitesi olduğunu ifade etti.

Fuat Böge, 19.12.2017

May
18

Bir umuda benzemeli bizim aşkımız, herkesin umutsuz olduğu anda en kurak çöllerde yeşermeli, yetişmeli çocuk saflığıyla. Denizlere benzemeli bizim aşkımız, onlar kadar engin ve onlar kadar cesur olmalı. Gecelere ışık olmalı tükenmeden. Bir kardelene benzemeli bizim aşkımız, diretmeli savaşmalı, yılmadan usanmadan. Kırmalı zincirlerini çaresizliğin, özgürlük olup yağmalı tüm topraklara. Bir doğaya benzemeli bizim aşkımız, tüm canlılara gönül veren. Irmak olup akmalı ulaşmalı bütün denizlere. Hani bir sen varsın diyorsun ya gönlümde. İşte o yüzden sende aşkın kokusu var bende çimen.

Fuat Böge 18.05.2017