Fuat Böge
Farklı, orijinal, ilginç ve faydalı bakış açıları sunabilmek, iletişimdeki güçtür.

Mar
05

Siz kendinize inanırsanız başkaları da size inanacaktır!

Mutlu sonla biten her reddedilişin hikâyesi güzeldir; insana umut aşılar, cesaret verir. Tabii bir de o mutlu sona ulaşıncaya kadar yaşananlar vardır. Sizce önemli olan nedir? Pes etmemek mi? Yoksa reddedilmek mi?

Vaz geçmeyen, pes etmeyen girişimcilerden birisi de Albay Sanders’dir. Sanders’i hepiniz bilirsiniz, hani şu 60 yaşlarında, ak saçlı, beyaz sakallı amblemi olan KFC (Kentucky Fried Chicken) kurucusu güler yüzlü adamın ta kendisi. Bu Amerikalı girişimci, yaptığı onca işten sonra 1952 yılında 62 yaşında kendi restoranını açmış. Tavuk pişirmek için geliştirdiği karışıma o kadar güvenmiş ki, tarifini diğer restoranlara kabul ettirebilmek, franchising ile işini büyütmek için kapı kapı dolaşmış. Rivayete göre ancak 1200’üncü restoran sahibini ikna etmeyi başarabilmiş. Sonuçta ise bu azimli ve çalışkan adam, 12 yıl sonra KFC markasını 2 milyon dolara satarken 600 franchise restoranın sahibiydi.

Diğer bir pes etmeyen girişimcilik örneği ise Japon otomotiv sektörünün önemli isimlerinden Soichiro Honda’dır. 1930 yıllarında kendi işini kurmaya niyetlenip 1948 yılında Honda’yı kuruncaya kadar bir sürü kötü tecrübe yaşamış, reddedilmiş, hor görülmüş, küçümsenmiş. Üstüne savaş, deprem, yokluk yılları da cabası. En ünlü reddedilişi ise piston ringleri projesinin Toyota tarafından geri çevrilmesidir. Honda’nın emeklerinin karşılığını almaya başladığı ilk işi ise bisikletlere motor takması. Bu icadını kabul ettirebilmek için 18 bin bisikletçi dükkânına tek tek mektup yazması ve 5 bin kadarını ikna ederek fabrika kurmak için gerekli sermayeyi denkleştirmesi ise gerçek bir umut, azim ve sabır örneğidir. Bay Honda şu sözü ile günümüz girişimcilerine de umut ışığı oluyor: “Umut, tüm o zorlu saatleri unutmanızı sağlar.”

Başarmak için azimle, umutla ve sabırla yol almak bir girişimcinin en önemli sermayesidir. Pes etmediğiniz sürece asla kaybetmezsiniz. Siz kendinize inanırsanız başkaları da size inanacaktır.

Fuat Böge 05.03.2017

Eyl
23

imkan

En yaratıcı, en başarılı insanı belirleyen, başarısız olmaya olan istekliliğidir. Başarısızlığa cesaret edin. Hızlıca başarısız olun. Başarısızlıktan öğrenin. Başarısızlık üzerine çalışın. Başarısızlığı anlayın. En önemlisi başarısızlıktan keyif alın. Hayat kısa. Hiçbir şeyin keyfinizi kaçırıp sizi tutmasına izin vermeyin. İçinizdeki güce inanın. Sadece kendi aklınıza hizmet edin. Unutmayın sizi sizden başka kimse bilemez.

Fuat Böge 23.09.2015

Eyl
23

kurbantebrik

Tem
12

Biz kimseye kin tutmayız,

Ağyar dahi dosttur bize.

Kanda ıssızlık var ise

Mahalle vü şardır bize

Adımız miskindir bizim,

Düşmanımız kindir bizim.

Biz kimseye kin tutmayız,

Kamu âlem birdir bize.

Yunus Emre

Nis
16

Bir gün fabrikalarımın hepsi yok olsa, hepsini kaybetsem, ertesi gün daha iyilerini ve büyüklerini yapabilirim ama çalışanlarımı kaybedersem her şeyimi kaybederim.

Henry Ford

Nis
15

Her hüzünlü günün akşamında,

Martılar uçar denizinin koynunda,

Yoksun akşamın karanlığında,

Doğar mısın her gün sabahımda?

Fuat Böge 15.04.2014

May
24

In-love

 

Giderken yaralı bir gemi gibi ağır ağır batarak,

Gözlerin kal diyor, dudakların git.

Yürürken aksak adımlarla geriye doğru zoru zoruna,

Gözlerin kal diyor, dudakların git.

Herkes gider ama her giden yakın kalmaz,

Ucuz bir biletin arka koltuk rahatlığıyla olmaz.

Yeterince kaldım, şimdi gitme vakti, unutma beni derken,

Gözlerin kal diyor, dudakların git.

Sen de git hadi sen de git, unutama beni,

Gözlerin kal diyor, dudakların git.

Fuat Böge, 24.05.2013

May
22

sevgi emek isterAşk koklamayı bilene gül, tutmayı bilmeyene dikendir. Biz seninle koklamayı bildik de tutmayı beceremedik sevgili. Bu yüzden kanadık sürekli. Bu yüzden ellerimizle diken yarasıyla dönüyoruz kendi yalnızlığımıza. Aşkın kendisi bencildir ama hiçbir bencilliği kabul etmez. İnsan ansızın bıkıverir yaşadığından tıpkı senin benden bıktığın gibi. Derin sularda yüzmek ister yüzmeyi bilmeden. Maceralar çağırır seni uzaklardan, gönül kaçamaklıdır, gönül yara almak ister. Hatalar ve pişmanlıklar gelir arkasından ve şaşırarak bakarsın neden diye. Çünkü ne yalnızlığın nereden geleceği bellidir ne aşkın nereden gideceği.

İnsan anlaşılmak ister ve sonra yeniden sevilmek. Zamana bırak her şeyi dersin bırakırsın. Başka zamansızlıklar içinde oradan oraya savrulursun. Ama zamanı asıl tüketen zamansızlığımızdır. Bunu da geç öğrenirsin. Aşık olmakla sevmeyi bilmek aynı şey değildir. Bazen seviyorum demek bir ömre yetmez bazen de bir ömür sevmeye. İkimizde hatalar yaptık ve hatalar insan içindir önemli olan ders alabilmektir. Ben o dersi çoktan aldım sevgili. Ama bendeki tecrübe biz olmaya yetmedi.

Hayattaki tecrübelerimin bana gelecekte neler getireceğini bilemem ama geçmişteki hatalarımın benden neler götürdüğünü çok iyi biliyorum. Kendi yeşerttiğimiz aşkta kuruyup ölecek kadar beceriksizdik, yine de vazgeçmedik aşktan, yine sevdik, yine beceremedik. Yine de en yumuşak yanını bulduk aşkın her ayrılık sonrası.  Bugünkü aklımla düşündüğümde istemediğim bir hayatta yaşamaktansa, istediğim bir hayatta sürünmeyi tercih ediyorum. Ama bazıları kolayı seçiyor. Bazıları kolay gibi görünenin aslında daha zor olduğunu bilmeden gidiyor. Yolu açık olsun yolda bırakanın. Ben bana sunduklarınla değil, benim için vazgeçtiklerinle ilgileniyorum. Başkalarının sana vermediği mutluluğu şimdi neden benden çalıyorsun?  Görüyorum ki benim için değil kendin için katlanmamışsın aşkın yüküne. İşte bu yüzden yolun açık olsun. Sen kolayı seçtin ve gittin, çünkü gitmek yormuyor kalmak kadar ey sevgili.

Fuat Böge, 22.05.2013

May
12

whikerysahildegoziu1

Seviyorum diye başlayıp gidiyorum diye biten bir cümleydi bizim hikayemiz. Hep yan yanaydık aslında ama aramızda uçurumlar büyüttüğümüzün farkına varamıyorduk bir türlü. Bu yüzden biz seninle hep iki kişi olduk ama asla bir çift olamadık.

İşte sevmek böyledir aşk katilim! Küçücük bir esinti için fırtınalar feda edersin. Yine de düşünür insan değdi mi diye ve cevabı koca bir soruya dönüştürür hayat. Gözüm kördü senden ve görmüyordu başkasını. Senin nezdinde beni küçültmüş seni büyütmüştü bu durum. Çok sevilmenin şımarıklığı oturmuştu dudaklarının kenarına. Kalbinden ihanetler geçiyordu sessizce ve unutmuştun körlerin sadece sesleri gördüğünü. Kalbinin sesini gördüm katilim, hazırdın beni unutmaya. Aşkı bende yeşertip, çiçeklerini başkalarına sunacak kadar alçaldın. Alçaktın. Sadece dara düştüğünde kullanabileceğin, yalnızlığındaki oyuncaktım, oyalandığındım. Kalbinin çarşısında ikinci eldim. İçimde kelimeler bağırırken dilim sessizdeydi yine. Sustum sana, sustum içime. Bu iç yerinde grev var. Senin gözlerin benim hayatım kararıyor. Hiçbir hüznüm kalmadı mutluluğuma kastetmeyen. Ah katilim! Ah yar bildiğim! Ben mutluluğun peşinde koşarken yandım. Dilerim seni de yaksın mutluluk.

Fuat Böge, 12.05.2013

Şub
10

Bir insanın kokusunu alamadığın halde kokusunu özlediğin oldu mu hiç senin? Ya da karşındakinin verdiği nefesi hiç hissetmesen de içine çektiğin olduğu mu? Benim oldu, sanki karşımdasın sanki o güzel gülücüklerini sadece bana hitaben yapıyorsun ya da güldüğünde gözlerinin küçülmesini sadece ben görüyorum. Hayal kurmanın da en güzel yanı bu sanırım. Seni her dakika her saniye yaşamak bu.

Bensiz yürüdüğün her kaldırımdan geçtiğimde ayak izlerinle bezenmiş güller görür gibiyim. İşte buradan geçti deyip gülümserim taş parçasına. Senin dokunduğun yerler gözümün önünde belirir. Ya da dokunduğun her çiçek beni kendine esir eder. Çünkü dokunduğun her gül her menekşe her lale kendi kokuları yerine ellerin kokar. Ya döktüğün gözyaşları. O gözyaşları yalnızlık içinde bitkin düştüğüm odamın penceresinde belirir. Bense titrek sesim ve nefesimle buğu yaparım o cama izlerim gecenin karanlığında her bir taneyi. Bana armağan o gözyaşları. Benim için gelir penceremde benle bir sabahlar ve her yeni gün doğduğunda buhar olur karışır ruhuma.

Her Pazar sabah kahvaltımda sen geleceksin diye beklerim. Her yeni gün çıkar dolaşırım sokak sokak, mahalle mahalle. Mavi manolyalar görürüm. Onları izlerim ve sen gelirsin aklıma. Hani sorsam her birine sanki daha biraz önce sen onları koklamışsın gibi bir tebessüm var yüzlerinde. Kapımın önüne geldiğimde ise içime bir burukluk çöker. Sanki sen biraz önce defalarca çalmışsın ama beni bulamamışsın gibi gelir. Belki de hepsi hayal ürünüm olmuş, belki de gerçeksin ama içimdesin, kalbimdesin her an. Her sokağın başında ya da her mahallenin sonunda belki kapımın önünde belki kaldırımlarda. Belki sille dağlarında belki kırlarda. Ama inan hep ruhumda hep içimdesin ey sevgili!

Fuat Böge, 10.02.2013