Beni yavaşlat. Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir. Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele. Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver. Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür. Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol. Anlık güzellikleri yaşayabilme sanatını öğret. Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret. Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim… Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır. Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim. Ve hepsinden önemlisi Tanrım! Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR, ikisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve HİKMET, beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver… Amin!!!
Gün battığında başlıyor en büyük hasretler, her saniye özlese de, insana en çok karanlıkta koyuyor özlem. Ve ben her gece ay çukuru gamzelerin gibi bir yıldız seçip adını sen koyuyorum ve her gece kayıp gidiyor yıldızım avuçlarımdan…
Ne satıyorsanız satın, rüyaların ve tutkuların insanların kalbindeki özelliğini bulmanız gerekiyor. Bütün satış sürecini bu tutku üzerine kurmanız lazım, insanlar kendi tutkuları hakkında konuşmaya başladıklarında, gelecekteki bir hayal dünyasına girerler. Dünyevi bütün meseleleri arkalarında bırakıp, hipnotik bir alan içine doğru yol alırlar. Tüketiciler böyle bir durumdayken fazladan bir çaba göstermenize gerek yok. Sadece bu hipnotik durumu kullanmanız yeterlidir.
Tüketicilerinizi, hayalleri hakkında konuşmaları için cesaretlendirin. Eğer onları, sizin ürününüz ya da hizmetinizi aldıklarında hayallerinin gerçekleşeceğine ikna ederseniz, satın alma süreci çok kolaylaşacaktır.
HİPNOTİK HİKÂYELER ANLATIN
En güçlü ve etkili hipnotik satış tekniği hikâyeler anlatmaktır. Çünkü insanlar hikaye dinlemeye başladıklarında, savunma kalkanlarını kaldırırlar. Zihinlerinde bir film izliyormuş gibi olurlar. Siz bir hikâye anlatırken, karşımızdakiler sizin bir şey satmadığınızı düşünürler. Bu taktik, bir satış görüşmesine başlamak için de kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, hikaye anlatılan görüşmelerde satışların yüzde 20 arttığını gösteriyor.
Bir profesör, yüksek lisans öğrencilerine pazarlama kavramlarını anlatıyordu:
Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına giderek “Çok zenginim. Evlen benimle!” dediniz. Bu, doğrudan pazarlamadır.
Bir grup arkadaşınızla katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Arkadaşlarınızdan biri kızın yanına gitti ve sizi işaret ederek kıza “O çok zengin. Evlen onunla!” dedi. Bu, reklamdır.
Katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına gidip telefon numarasını aldınız. Ertesi gün arayıp “Çok zenginim. Evlen benimle!” dediniz. Bu, tele pazarlamadır.
Katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Kalkıp kravatınızı düzelttiniz, ona doğru yürüyüp içkisini tazelediniz, arabanın kapısını açtınız, çantasını düşürünce eğilip aldınız, küçük bir gezinti teklif ettiniz ve sonra “Bu arada ben çok zenginim. Benimle evlenir misin?” dediniz. Bu, halkla ilişkilerdir.
Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanınıza geldi ve “Duyduğuma göre çok zenginmişsiniz. Benimle evlenir misiniz?” dedi. Bu, marka bilinirliğidir.
Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp “Ben çok zenginim. Evlen benimle!” dediniz. Suratınıza okkalı bir tokat yapıştırdı. Bu, müşteri geri bildirimidir.
Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp “Ben çok zenginim. Evlen benimle!” dediniz. O da sizi kocasıyla tanıştırdı. Bu, arz-talep uyuşmazlığıdır.
Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaştınız, ama siz bir şeyler söyleyemeden önce biri gelip ona “Ben çok zenginim. Benimle evlenir misin?” dedi ve kız onunla gitti. Bu, sizin pazar payınıza göz koyan rekabettir.
Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp “Ben çok zenginim, evlen benimle!” diyecekken karınız geldi. Bu, yeni pazarlara girememektir.
Her gün yeni bir başlangıçtır.
! Büyük müzisyen Beethoven, ilk eserini 13 yaşında iken besteledi.
! Büyük şair ve düşünür Francis Bacon, 16 yaşında iken Aristo’nun
Felsefesindeki yanlışları sorguladı.
! Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşında idi.
! Napolyon, sıfırdan ve yoksulluktan gelerek imparator olduğunda
27 yaşında idi.
! Amerika Devlet Başkanı Benjamin Franklin dünyada en çok okunan
ve hala da okunulmaya devam edilen “Fakir Bir Adamın Almanağı”
isimli kitabı hazırladığında 26 yaşında idi.
! Ünlü müzisyen Mozart 20 yaşına geldiğinde dünyaya ün saldı.
! Ünlü şair Goethe 20 yaşındayken dünyaca tanındı.
! Yoksulluğun ıstırabını çekmiş olan Charles Dickens “Pickwick
Papers” adlı şaheser eserini 30 yaşında bitirdi.
! Aydın Boysan 70 yaşından sonra kitap yazmaya devam ediyor ve
“Daha yapacak çok işim var” diyor.
! Goethe dünyaca ünlü Faust’u 80 yaşında bitirdi.
! Dünyaca ünlü heykeltıraş Rodin (Düşünen Adam) en kıymetli eserlerini
70 yaşından sonra yaptı
! Sanatçı Michelangelo, Vatikan Sistin Mabedi’ni dünyaya sunduğunda
70 yaşında idi.
! Mimar Sinan Süleymaniye Camii’ni bitirdiğinde 70 yaşının üzerindeydi.
! İsaac Newton yerçekimi kanununu tüm dünyaya duyurduğunda
24 yaşında idi.
! Charlie Chaplin 75 yaşındayken hala film çeviriyordu.
! Vehbi Koç 95 yaşına kadar işinin başından ayrılmadı.
! Ünlü düşünür Bernard Shaw 98 yaşındayken bahçesindeki ağaçları
kendisi buduyordu.
! İngiltere devlet Başkanı Churchill 65 yaşında başbakan oldu.
! Roosevelt’in arkadaşı ünlü Hakim Holmes 90 yaşında yolda yürürken
25 yaşlarında iki güzel görerek şöyle demiştir: “Ah! Şimdi keşke
70 yaşında olsaydım.”
İnsanoğlunun yaşadığı en büyük halüsinasyon, dönemler ve zamandır.
Dönemin geçtiğini, zamanın ise hızla akıp gittiğini düşünmek insanın
kendine yaptığı en büyük kötülük olacaktır.
KOBİ dolu bir sayfa KOBİ dostu bir tasarım. Tüm küçük ve orta ölçekli işletmelerimize hayırlı ve uğurlu olsun. Ziyaret etmeniz işletmeniz menfaatinedir…
Bundan 10 sene önce bir işletme sahibine hibe, teşvik ya da desteklerden bahsettiğinizde gülüp geçer, benimle dalga mı geçiyorsun derdi, çünkü almasının imkansız olduğunu çok iyi bilirdi. Ülkemizde yıllardan beri süre gelen bir gelenek var idi. Eğer devletten destek ya da kredi almanız gerekirse Ankara’ da bir dayınız, amcanız olmalıydı veya büyük bir holdingin sahibi olmanız gerekirdi. Bugün ülkemizde gelinen noktada, isteyen her işletme ya da KOBİ, uygun bir projeyle her türlü hibe, teşvik, destek ve kredi gibi birçok konudan faydalanabilir, yatırım yapabilir ve işini geliştirebilir. Girişimciler ise, devlet desteği ile işlerini kurabilir, personel istihdam edebilir, makine ya da malzemelerini alabilirler.
Avrupa Birliği uyum yasaları neticesinde ülkemizde son yıllarda çok büyük gelişmeler ve atılımlar oldu. AB’ nin önerdiği ve bütçeyle desteklediği batıdan doğuya, güneyden kuzeye uzanan 26 adet bölgesel kalkınma ajansları kuruldu. Amaç ülkenin kalkınmasını sağlamak için yatırım ve teşviklerin Ankara’dan değil, yerel yönetimler tarafından gerçekleşmesini sağlamaktı. Çünkü o bölgedeki idareciler hangi yatırımların yapılabileceğini, hangi sektörlerin desteklenebileceğini Ankara’dan çok daha iyi bilirler. Diğer taraftan KOSGEB, TÜBİTAK gibi kurumlar Ar-Ge projelerine, İş geliştirme projelerine, istihdam, makine ve teçhizat donanımlarına daha çok bütçe ayırarak KOBİ’leri sürekli destekler hale geldiler. KOSGEB’ in Genel Destek Programları, her işletmeye destek olmaya başladı. Tanıtımdan eğitime, istihdamdan danışmanlığa kadar birçok alanda KOBİ’ lerimizin gözdesi oluverdi. Zaman zaman vermiş olduğu düşük faizli krediler de her zaman sabırsızlıkla beklenen büyük bir umut kaynağı oldu.
Avrupa Birliği’nin şiddetle desteklediği, hükümetin uygulamaya aldığı, “Her Köye Bir KOBİ” Projesi de ülkemizin kalkınmasında büyük rol oynamaya başladı. Telekomünikasyon, Elektrik, Doğal gaz gibi bir çok alandaki özelleştirmeler insanımıza iş imkanı sunmaya ve vatandaşımıza bir çok hizmetin kaliteli ve ucuza gelmesini sağladı. İŞKUR yaptığı istihdamlarla binlerce insanımıza iş fırsatı sağladı. “İstihdam etmek sizden sigortası bizden” sloganıyla hem işsize iş sağladı, hem de sigorta priminin işveren hissesini ödeyerek işverene destek oldu. Yine AB uyum yasaları çerçevesinde “Torba Yasa” adıyla bilinen yasa onaylanarak yürürlüğe girdi. Bu sayede borçlarda yapılandırma sağlanarak milyonlarca lira paranın hazineye dönüşü sağlandı. İşletmelerin üzerindeki yük hafifledi. Kalkınmakta olan bir ülke olmamız nedeniyle Dünya Bankası da Türkiye için büyük bir bütçe ayırmış durumda. Dünya Bankası geçenlerde yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin son yıllarda büyük atılım yaptığını, Yunanistan gibi Avrupa birliğinde olan ve desteklenen bir ülkeden daha çok yatırım ve teşvik verdiğini, ekonomisini hızla düzelttiğini belirterek önümüzdeki 3 yıl içerisinde Türkiye’ye ayırdıkları bütçeyi 5 katına çıkaracaklarını belirtti. Bu da demek oluyor ki önümüzdeki 5 yıl içinde ülkemiz dünyada ekonomik yönden en gelişmiş ülkeler içerisine girecek ve AB ve Dünya ekonomisinde söz sahibi olacaktır.
Şu anda ülkemiz Almanya’nın 90’lı yıllarını yaşamaktadır. Biz 50 yıl önce Almanya’ya işçi göndermiş bir ülkeyiz ama önümüzdeki 10 yıl içerisinde şuna şahit olacağız ki bırakın yurtdışındaki vatandaşlarımızın geri göçünü, almanlar bile çalışmak için bu ülkeye gelecekler. Zengin maden kaynaklarımız, genç nüfusumuz, jeopolitik konumumuz, çalışkan insanımız bu ülkenin en büyük sermayesidir ve ülkemizi geleceğe taşıyacak güçlü bir ekonominin temel taşlarıdır.
INC Danışmanlık olarak bundan iki yıl önce hizmet vermeye başladığımızda, çoğu kimse işimizin zor olduğundan, kurum ve kuruluşlarla çalışmanın meşakkatli olduğunu, insanımızın henüz bu tür şeylere alışkın olmadığından bahsederek ümidimizi kırmaya çalıştıklarını çok iyi hatırlıyorum ve bugün gülerek anımsıyorum. Şunu açık ve net olarak gördüm ki insanımızın çoğu bu konuda bihaber ve nerden neyi nasıl alacağını bilmemektedirler. Kalkınma Ajansları için uygun bir proje nasıl yazılır ya da bu konuda ne yapmak gerekir danışacak insan, yol gösterecek firma aramaktadırlar ama bulamamaktadırlar. Bu konuda tüm Türkiye’de hizmet verecek bir kadro kurarak yola çıktık ve bugüne kadar birçok firma ve insanımıza mihmandarlık yaptık ve yapmaya devam etmekteyiz. Uygun proje bulunamadığından dağıtılmak için ayrılan paralar maalesef hazineye devredilmektedir. Proje yazabilen eleman eksikliğini görerek bu konuda kendi elemanlarımızı yetiştirdik. Uygun proje nasıl yazılır, kimler nerelerden yardım alabilir, cironuzu nasıl artırabilirsiniz, çalışanlarınızdan nasıl verim alabilirsiniz gibi birçok konuda eğitim, danışmanlık ve koçluk yapmaya devam ediyoruz.
Hızla büyüyen ve gelişen, 2023 vizyonuna hazırlanan bir Türkiye için çok çalışmak gerektiğini 1923 yılında ülkemizin kurucusu Atatürk bizlere aşılamıştı. Atatürk’ün hayal ettiği bir ülkeyi, onun rüyasını 2023 yılına kadar gerçekleştirmek bu ülkenin havasını soluyan her bir Türk vatandaşın boynunun borcudur. Mandacı değil, bağımsız bir Türkiye için çalışmak, çalışmak yine çalışmak bizim vazifemizdir.
Güçlü ekonomisiyle, modern teknik ve donanımlarla sanayileşmiş, yetişmiş ve nitelikli çalışanlarıyla gelişmiş, azim ve sabırla öğrenmiş, ülkesinin kalkınmasında emek harcamayı şiar edinmiş güçlü bir Türkiye için el ele birlikte yürüyecek ve geleceği omuzlarımızda taşıyarak bizden sonrakilere emanet edeceğiz ve onların boynunu düşman karşısında eğmeyeceğiz. Ne mutlu ülkesini sevene ve ülkesi için çalışıp üretene.
Fuat Böge
- image001
- image002
Konya Bağımsız Milletvekili Adayı Özgür AKIN, Anadolu Telekom’a nezaket ziyaretinde bulundu. Anadolu Telekom Bölge Müdürü Fuat Böge ile bir süre sohbet eden AKIN, seçim döneminde yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Türk Telekom çözüm ortağı olarak bölgede çağrı merkezi kurduklarını ve birçok genç insana istihdam sağladıklarını anlatan Anadolu Telekom Bölge Müdürü Fuat Böge, son yıllarda çağrı merkezlerinin büyük bir sektör haline geldiğini ve uygulama ve yasal eksikliğin giderilemediğini belirtti. Halkımızı temsil edecek vekillerin bu sorunları gündeme getirmesini ve çözüm bulmasını beklediklerini vurgulayan Böge " genç, dinamik ve üreten vekillerin bizleri temsil etmesini umuyoruz. Bu noktada seçim çalışmalarınızda başarılar diliyoruz, Konya halkı ve ülkemiz sizin hizmetlerinizi takdirle karşılayacaktır" dedi. Konya Bağımsız milletvekili adayı Özgür AKIN ise yaptığı konuşmada "Ben hem Konya’nın hem de teknolojinin sesi olacağım. Üreten, yönlendiren ve geliştiren insanlar olarak amacımız teknoloji konusunda dünyada söz sahibi olmak. Desteklerinizi bekliyoruz" dedi.
Her sayısı bir hazine olan ve sadece KOBİ’lere özel olarak yayınlanan INC GİRİŞİM yeni sayısı en güncel hibe, teşvik ve desteklerle 5 Temmuzda tüm Türkiye’de.





