Fuat Böge
Farklı, orijinal, ilginç ve faydalı bakış açıları sunabilmek, iletişimdeki güçtür.

Haz
12

İngiltere’de yapılan bir araştırma özellikle çocukları sınav çağında olan velileri ilgilendiriyor. İngiliz araştırmacıların çalışmalarına göre zekayı, hafızayı artıran on besin şöyle sıralanmış. Beyin gelişimi için çok yararlı olan omega 3 yağı içeren somon balığı listenin en başında bulunuyor. Listedeki bir başka deniz ürünü ise zeka seviyesinin yükselmesine faydası olan iyot içeren morina balığı. Konsantrasyon eksikliği ve yorgunluk nedeni olan demir eksikliği özellikle ergenlik çağındaki kızlar için bir sorun. Yüksek oranda demir içeren sığır eti listenin üçüncü sırasında. Beyin hücrelerini geliştirip hafızanın güçlenmesini sağlayan kolin maddesi içeren yumurta listedeki bir diğer besin. Stres ve sinirlerin yatışmasını sağlayan ve içerdiği magnezyum ile kasları gevşemesini sağlayan ay çekirdeği listenin beşinci sırasında. İyi ve verimli bir çalışma için gerekli olan enerji, her gün yulaf yiyerek kolayca karşılanabilir. Çilekle yendiğinde hafıza için güçlendirici etki yapan ve öğrenmeyi kolaylaştıran yaban mersini listede yer almış. B1 vitamin eksikliği hafıza için zayıflatıcı etki yapar. B1 vitamini içeren barbunya her hafta yenmelidir. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklar için sorun olan stres, endişe, sıkıntı durumunu giderecek b1 ve b3 vitamini içeren bezelye bolca yenmelidir. Her hücre için gerekli olan yaşam kaynağı su, beyin gelişimi ve normal çalışması için çok önemlidir. Günde yaklaşık 1,5 litre su içilmelidir. Kaynak: http://www.megahafiza.net

Nis
21

Zorluklardır hayatı güzelleştiren. Hüzünlerdir insanı olgunlaştıran. Ayrılıklardır sevgiyi anlamlandıran. Gülümsemeyi öğreten tatlı bir bakıştır sessiz sabahlarda. Ayrılık gelip kapıya dayanınca her şeyin bir kez daha kıymetini bilmektir sevdiğinden ayrılmak… Bir kez daha dertli bir soluk almaktır için yanarak. Ayrılık sevginin kıymetini tekrar anlamaktır. Zorlukların basitliğini bir kez daha görmektir karanlık gecelerde. Bir kor daha atıp içine, sessizce yürümektir ayrılık, soğuk ve kimsesiz kaldırımlarda! Hayatı bir daha acımasızca öğrenmektir. Bir sonun başlangıcıdır ürkütücü gecelerde. Ayrılık, bir kez daha korkmaktır sevgiden. Küçük bir çocuğun köpekten korktuğu gibi. Kimsesizler şehrine ayak basmaktır. Feleğin süzgecinden ağır bir şekilde geçmektir. Boğazını patlatarak haykırmaktır sevgini tüm dünyaya. İsyan etmektir ayrılık, güneşin her doğuşunda. Sevgini özlemektir canın acıyarak. Bir yudum kahveye hasret kalmak gibidir sevgiye hasret kalmak. Bağımlısı olmuşsundur sevginin. Esrarkeşten bir farkın kalmamıştır. Tek fark senin ilacının yanında olmamasıdır. O doyasıya içine çeker sevdiğini. Ama sen yapamazsın çünkü ilacın yanında yok. Çoktan çekip gitmiştir, seni acılar denizinde bırakarak. Heyecanını almıştır ayrılık gemisinin siyah ve tozlu dumanı. Her şeyini alıp götürmüştür o siyah duman. Benliğin, yaşamın, gülüşün, hayatın, sevinçlerin, hepsi o siyah dumana karışarak gitmiştir. Seni seviyorumlar gitmiştir. Bir toz bulutu gibi. Arkada sadece izini bırakmıştır. Hiç silinmeyecek olan o izi, alnına sürüp gitmiştir acımasızca. Onun gitmesiyle birlikte yeni açan gonca solmuştur. Seviyor mu? Sevmiyor mu? diye yaprakları bir bir koparılan papatyalar, hayata küsmüştür o gemi limandan kalkınca. O güzelim papatyalar göstermez oldular yüzlerini. Her şey, o ayrılık, gemiyle birlikte bir toz bulutu halinde gitti bir bir. Her şeyimi götürdü o gemi. Tüm varlığımı çaldı benden. Hayatımın anlamını hiç acımadan götürdü. Sevgimi koparıp aldı benden. Sevgimi acımasızca koparıp aldı. Beni büyük bir çukurun içine atıp gitti. Beni, yalnızlık limanına terk edip gitti. Yalnızlık limanında terk edip gitti.

Mar
16

Yaşam öyle bir yerde duruyor ki, ona kavuşmak için yüksek bir tepenin dikenli yollarından geçmek gerekiyor. O, o yüksek tepenin zirvesinde, gözleri kamaştıran bir çekicilikle, ışık saçıyor tüm vadiye. Ve bizler, o vadi de yakalamak için tırmanıyoruz o eşsiz güzellikteki hayatı. Kimimiz daha hızlı koşuyor, kimimiz daha sakin yürüyor ama tek bir amaç oluyor hepimiz için o yüksek tepedeki yaşamı yakalamak. Yaşam önümüze çiçeklerle süslenmiş bir sepet gibi sunulmuyor. O tepeye çıksak bile, boş bir sepet gibi veriliyor elimize. İçerisini bizler dolduruyoruz, kimimiz gelinciklerle, kimimiz güllerle. Sonra o çiçeklerle süslediğimiz hayatı tekrar bir tepeye dikiyoruz. Çakıllarla, dikenlerle dolu bu zorlu tepe yolundan, tepetaklak düşenlerde oluyor, herkesten önce çıkma hırsıyla ölenlerde. Ve biz o yolda ilerlerken tanıyoruz, anlıyoruz tüm insanları. O yolda düşüyor herkesin maskesi. Ve tırmandıkça anlıyoruz anlamını, ihtirasın, kıskançlığın, bencilliğin, kötülüğün. Yaşam içi boş bir sepet ve içini süslemek kapasitesi kadarıyla mümkün oluyor tüm insanlar için, Kimi mis gibi kokan gelinciklerle süslüyor içini, kimi ter kokan emekleriyle, kimi hırs kokan ihtiraslarıyla. Ve çok ilginçtir, o tepeye çıkarken kazanımlarınla doldurduğun o sepet, eğer çok ağırlaşmışsa bir süre sonra taşıyamıyorsun, yere bırakmak zorunda kalıyorsun. Yaşam içi boş bir sepet ve o sepeti süslemekte sana kalmış, taşımakta. O tepeye tırmandıktan sonra, dönüp aşağıya baktığında, vadide geride kalan insanları görüyorsun, hayatı yakalamanın endişesiyle koşuşturan insanları. Tercihlerin, kararların, kararlardan sonraki pişmanlığın, kazandıkların, kaybettiklerin etrafı süslenmiş, güzel kokular veren, simli bir çiçek demeti gibi elinde. İster sevgiline ver, istersen yanında götür. Sen o tepeye tırmanmanın zevkini çıkar yeter.

Mar
01

• “Eğer insanları yargılarsan, onları sevecek vaktin kalmaz.”

• “Gözlerim mutlu çünkü ellerim birçok gözyaşını kuruluyor.”

• “Beklentisiz sevmek gerek. Sevginin kendisi için bir şeyler yapmak gerek, karşılığında alabileceklerin için değil… Eğer herhangi bir karşılık bekleyecek olursan, bu sevgi değildir. Gerçek sevgi, kayıtsız şartsız ve beklentisizdir. Bedeli ne olursa olsun, vermelisin. Sevmek; kendini ölçüsüz, şartsız ve pişmanlık duymaksızın vermektir.”

• “Her insan; Hindu, Musevi, Müslüman, Hıristiyan… Herkes sevmek ve sevilmek için yaratılmıştır. Hangi ırktan, ya da hangi dinden olduğu önemli değildir. Her adam, her kadın, her çocuk Tanrı evladıdır ve O’nun imgesinde, benzerliğinde yaratılmıştır. İnsan kardeşimizde gördüğümüz Tanrı’dır. Tanrı’nın sevgisi sonsuzdur, şefkat ve anlayış doludur. Tanrı, dünyayı sizin ve benim aracılığımla; insanlara dokunuş biçimimiz, başkalarına bir şeyleri sunuş şeklimiz, birbirimizi sevme biçimimizle seviyor. Sevgiyi bizim aracılığımızla hayata geçirmek, O’nun üslubudur. Sevgi eyleme geçmelidir.”

• “Sınırsız sevgiyle yapılan küçük şeyler değerlidir. Ne yaptığımız değil, yaparken ne kadar sevgiyle yaptığımız önemlidir. Ne verdiğimiz değil, verirken ne kadar sevgiyle verdiğimiz önemlidir ve Tanrı için hiçbir şey küçük değildir…”

• “Sana gelen hiç kimse; yanından, eskisinden daha kötü ve daha mutsuz ayrılmasın!”

Şub
27

Birini sevdiğinde her şeyi yaparsın
Açıklayamadığın her çılgınca şeyi yaparsın
Ay’ı vurur, güneşi söndürürsün
Birini sevdiğinde…

Gerçeği inkar eder yalana inanırsın
Gerçekten uçabileceğine inandığın anlar olur
Ama yalnız gecelerin henüz yeni başlamıştır
Birini sevdiğinde…

Birini sevdiğinde
İçinin derinliklerinde hissedersin
Ve başka hiçbir şey fikrini değiştiremez
Birini istediğinde
Birine ihtiyaç duyduğunda
Birini sevdiğinde

Birini sevdiğinde özveride bulunursun
Sahip olduğun her şeyi düşünmeden verirsin
Ne olursa olsun her riski göze alırsın
Birini sevdiğinde…
Evet Ay’ı vurur güneşi söndürürsün
Birini sevdiğinde…

Hayat, her daim şarkılarla duyguyu ve sevgiyi bütünleştirir…

Oca
30

Kendini tanımak; neyi sevip neyi sevmediğini bilmek, güçlü ve zayıf yönlerini görebilmek, kendi sınırlılıklarını ve yapabileceklerini bilmek, rolünün ve sorumluluklarının farkında olabilmektir. Kişinin kendisini, en iyi kendisi tanıyabilir. Bu sebeple aşağıda size yardımcı olabilecek bir dizi ipuçları vardır. Mümkün olduğunca aşağıda verilen bilgilere uygun olarak kendinizi tanımlayınız. Elinizden geldiği kadar bu işe vakit ayırınız ve mutlaka yazarak düşünmeye çalışınız. – Kendinizle ilgili olumlu özelliklerinizi düşünün. En çok hangi özelliğinizi beğeniyorsunuz? – Kendinizde beğenmediğiniz özellikler nelerdir? Bunlar en çok hangi zamanlarda ortaya çıkar? Beğenmediğiniz özelliklerinizi değiştirmek için neler yapabilirsiniz? – Başka insanlarda beğenmediğiniz özellikler nelerdir? – Başkaları sizi nasıl tanımlar? Örneğin arkadaşlarınız, akrabalarınız, komşularınız, öğretmenleriniz sizin nasıl bir insan olduğunuzu düşünürler? – Başkalarının sizi nasıl tanımasını isterdiniz? Her insanın diğerlerine göre iyi yaptığı ve diğerlerine göre daha kötü yaptığı bir şeyler mutlaka vardır. Sizin güçlü ve zayıf olduğunuz yanlarınız nelerdir? – Her insanın dürüstlük, arkadaşlık, açık sözlü olma, saygılı olma, çevreyi koruma gibi bazı değerleri vardır. Her insanın öncelik verdiği değerler değişik olabilir. Sizin öncelik verdiğiniz değerler nelerdir? – Bundan 15-20 yıl sonra nasıl bir insan olmak istediğinizi düşünün. Nerede, kimlerle yaşamak istediğinizi, ne iş yaptığınızı hayal edin. Bunları gerçekleştirebilmek için nelere ihtiyacınız olduğunu saptamaya çalışın. Kendinizle ilgili değiştirmeniz, geliştirmeniz, öğrenmeniz gereken şeyler nelerdir? Bunları bulmaya çalışın? – Her insanın çeşitli rolleri ve bu rollerin yerine getirilmesi gereken sorumlulukları vardır. Örneğin anne rolü, öğrenci rolü, çalışan rolü, kardeş rolü, arkadaş rolü vb. Sizin rolleriniz nelerdir? Her bir rolünüz için ne gibi sorumluluklarınız var? Belirlemeye çalışın.

Oca
09

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

Şair Sezai Karakoç

Ara
26

Kumdan kaleleri bilirsiniz. Saatlerce uğraşırsınız o kaleyi inşa etmek için. Sonra küçük bir dalga koynuna alıp onu uzaklaşır sessizce. Ardından bakakalırsınız sadece. “Hayat, büyük acıların içine saklanmış küçük mutluluklardır” nerede okuduğumu tam olarak hatırlayamıyorum ama çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim… O gün bu gündür küçük mutluluklar inşa etmiştim kendime. Tıpkı kumdan kaleler gibi. Ama benim o küçük mutluluklarımın sonu da kum kaleciklerine benzedi. Kıyılarıma vuran her dalga mutluluğumdan birer parça götürdü giderken. Sonra… Sonra baktım ki hiç bir şey kalmamış elimde. Ve sonunda her şeye küskün biri olup çıkmışım. Dünya benim için dönmekten vazgeçmemiş. Ben ki onun gözünde çölde bir kum tanesi. İnsanlar ben üzgünüm diye gülümsemekten vazgeçmemiş. Ve en önemlisi kalbim bunca acıya rağmen hayata küsüp atmaktan vazgeçmemiş. Düzen aynı düzen. Her şey dün bıraktığım yerden devam ediyor. Yazmayı bıraktım önce. Elinden oyuncağı alınan küçük çocuklar gibi kalakalmıştım ortada. Sonra baktım ki dünya hala dönüyor. Film kaldığı yerden devam ediyor. Üstelik aynı oyuncular ve aynı senaryoyla. Sonra, sonra dedim ki kendime şarkıdaki gibi “yine yine yine yeniden” “MERHABA HAYAT”!!!

Ara
26

Yavaş yavaş ölürler,
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler,
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar.

Pablo Neruda

Kas
15

1. Hayat haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!!.

2. Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!

3. Her ay kredi kartlarını ödemeyi unutma.

4. Her tartışmayı kazanacaksın diye bir şey yok! . Fikir farklılıklarını kabul et!!.

5. İlk maaşından başlamak üzere, emekliliğine para ayır..

6. Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin!.

7. Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun!

8. Derin bir nefes al, kafanı sakinleştirir.

9. Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at!!

10. Hayatta sevdiğin her ne ise, peşinden giderken asla "hayır" sözcüğünü cevap kabul etme.

11. Mumları yak, değerli yatak takımlarında uyu, kendine pahalı iç çamaşırları satın al…. Bunlar için özel fırsatlar bekleme, bugün zaten özeldir!!

12. Önce hazırlan, sonra da kendini akıntıya bırak.

13. Şimdiden egzantrik ol! Kırmızı giymek için yaşlanmayı bekleme.

14. En önemli seks organı beyindir..

15. Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur! .

16. Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: "Beş yıl sonra bunun benim için ne önemi olacak??"

17. Daima yaşamı seç. Herkesi, her şeyi affet. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez! .

18. Kendini fazla ciddiye alma, kimse almıyor ki zaten!.

19. Tanrı, Tanrı olduğu için seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların için değil!!

20. Hayatı denetlemeyi bırak!. Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.

21. İki seçeneğin var "Erken ölmek" yada "yaşlanmak"..

22. Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.

23. Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!.

24. Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan herşeye sahipsiniz!!

25. Kendini nasıl hissedersen et, kalk, giyin ve dışarı çık!

26. Hediye paketinde olmasa bile, hayat yine de bir hediyedir!!. "