Fuat Böge
Farklı, orijinal, ilginç ve faydalı bakış açıları sunabilmek, iletişimdeki güçtür.

Haz
01

Adam fısıldadı : “ Tanrım konuş benimle. “

Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.

Ama adam duymadı.

Sonra adam bağırdı;

“Tanrım konuş benimle “

Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.

Ama adam dinlemedi onu.

Adam etrafına bakındı ve,

“Tanrım seni görmeme izin ver ! “ dedi.

Ve bir yıldız parladı gökyüzünde.

Ama adam farkına varmadı.

Ve yüksek sesle haykırdı;

“Tanrım bana bir mucize göster .”

Ve bir bebek doğdu bir yerlerde,

Ama adam bunu bilemedi.

Sonra çaresizlik içinde sızlandı;

“Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu

Anlamamı sağla ne olur ! “

Bir kelebek kondu adamın omzuna,

Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı…

Bütün Dünya Dergisi 2002

May
30

Gittiğinden beri her şey değişti. Seni özlemenin de buruk bir tadı var. Uzun zaman dönersin diye beklemiştim ama artık vazgeçtim. Hayat devam ediyor ve ben yolumu çizmek zorundayım. Yine de bil ki, sen gelmiyorsun ya, eksiliyorum…

Büyük bir aşk hikayesinin baş kahramanlarıydık. Son ana kadar birlikte olacağımızı sanmıştım. Hangimiz daha çok sevdi diye düşünmüyorum. İkimiz de sevmiştik, eminim. Ne kadere, ne sana söyleyecek kötü sözüm yok. Sen olmasan, kalbim bu kadar büyük bir aşkın lezzetini nasıl tadacaktı? Yaşattığın tüm duygular için teşekkür ederim.

Sevmek dediğin öğreniliyor. Yorucu ve uzun bir eğitim ama anladım ki, sevmek insanı büyütüyor. Acılardan geçmeden olgunlaşmıyor yürekler. Ayrılığın tek iyi yanı bu olmalı, keşfetmek! Kendinle yüzleşmeyi becerebilirsen, aşkın da, ayrılığın da öğretecekleri var.

Sen gittikten sonra uzun süre ne yapacağımı bilemedim. Sudan çıkmış balığa döndüm. Duvarların üstüme geldiği gece yarılarında, kendimi dışarıya attım. Sokaklar boyu yürüdüm. İnsanları seyrettim. Gülenler, hüzünlüler, sarhoşlar, sinirliler, hayat devam ediyordu. Gecenin karanlığına gizlenmiş insanların acılarına şahit oldum. Herkesin derdi kendine büyük geliyor.

Bir müddet savrulup durdum. Ne yapsam bana keyif vermiyordu. Kaç gece güneşi görmeden uyumadım. Sürekli düşünüyordum, seni, kendimi, ilişkimizi, hep bir yanım eksik kalıyordu. Televizyon seyredemez, kitap okuyamaz olmuştum. Aklımdan bir türlü çıkmıyordun.

Sen yokken yüreğim öyle soğuk ki, her yanı buz kesti. Akşamları uzanıp kitap okuduğum koltuğa oturmuyordum. Funda Arar, Kutsi, Ferhat Göçer dinlemiyordum, seni hatırlatıyor diye. Sonra kendi hakkımı çaldığımı fark ettim. Kendime neden bunları yaptığımı düşündüm. Sensizliğin acısını da layık olduğu gibi, değeriyle yaşayıp, bu sancılı günlere son vermeye karar kıldım.

Aklımdan ve kalbimden seni atmaya çalıştıkça, daha çok içine saplandığımı anladım. O yüzden, seni sevmeye devam ederek, tek başıma yaşamaya alışıyorum. “Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir” der ya Sezen Aksu; bence acıdan geçmeyen yürekler de çok eksiktir. Acılar büyütür, olgunlaştırır ruhları ve böyle öğrenir insanoğlu sevmeyi. Artık sensiz de yaşamayı öğrendim ama bil ki, tereddüt etmeden tanıdığın bir yürekte çok özleniyorsun….

May
25

Bir güzel bakışa

Bir tatlı tebessüme

Satın alınır sevgiler

Bu gönül diyarında.

İtinayla saklanır, kalbin en bilinmez parçalarında. Alan razı satan razı misali. Anlaşma başında yapılır. Gözlerin kamaşır, düşünmez olursun, Ne olduğuna bakmadan imzalarsın. Hâlbuki geri almamak üzere aşkını satarsın. Gelirken umutlarınla, sevginle gelirsin. Sonra tek kişilik bir bilet tutuşturulur eline. Dönmemek üzere gönderilirsin başka gönüllere. Ben SEVGİ KOLEKSİYONCUSUYUM. Bir güzel bakışla, bir tatlı tebessümle karşına çıkarım. Aklını başından alır, sonra seni yalnızlığına bırakırım. Hala yakalanmadıysan, kaçabildiysen ne mutlu sana. Ama bir de gözlerin kamaştıysa.. İşte o zaman sevgini satın alırım. Sakın yakalanma bana! Ben sevgi koleksiyoncusuyum. Sadece sevgi satın alırım, geri vermemek üzere yalnızlığımda saklarım.

May
22

1. Sağlıklı Olun!

Hayatta her şeyin başı sağlıktır. Sağlıklı vücut ve ruh sağlığı tam olan insan, hayat yarışına girebilir.

2. Bilgili Olun Lisan Öğrenin!

Önce iyi bir eğitim görün. Fakat eğitiminizi tamamladıktan sonra bütün hayat boyunca Konunuzdaki gelişmeleri izleyin. Topluluğumuzda çalışan Güngör Uras’ın üniversitede bir hocasından duyduğunu söylediği nasihati nakledeyim:

“Her konuda bir şeyler bilin. Bir konuda her şeyi bilin.”

Bilgili olmada hedefiniz, dünyada sizin yaşınızdakilerin, sizin konunuzda çalışanların bilgi düzeyi olmalıdır. Yoksa, rakiplerinizle güreş meydanına eşit şartlarla çıkma şansınız olmaz. Daha mindere çıkmadan yenik düşmeyi kabul etmiş sayılırsınız.

3. Hedef Belirleyin, Sonra O Hedefe Ulaşmak İçin Gerekeni Yapın!

Bir sabah evden yola çıktığınızda nereye gideceğinizi bilmiyorsanız, akşama kadar dolaşıp eve dönersiniz. Ama bir yere gitmeye kararlı iseniz, adresi bilmeseniz de sora sora hedefe varırsınız. Gene Güngör Uras’ın tekrarladığı bir hikâyeden söz edeyim:

“Topal karıncaya, nereye gidiyorsun diye sormuşlar. ‘Mekkeye!’

cevabını vermiş. ‘Bu halinle mi?’ diye küçümsemişler… Olsun,

demiş, niyet etmişim, hedefim belli… Varamasam bile o yolda ölürüm.”

4. İşinize Sahip Çıkın!

Hangi işi yapıyorsanız, o işin en iyisi olmaya çalışın. İşin büyüğü küçüğü yoktur. “işin en iyisi ve diğerleri” vardır. Yaptığınız işi “kıyısından, köşesinden parmağınızın ucuyla” tutmayın. Bütün varlığınızla, bütün gücünüzle işe sahip çıkın.

5. Hangi İşi Yapacaksanız, O İşi En İyi Bilenlerle İşbirliği Yapın!

Bu işbirliği kademe kademe olur. En iyi ustanın yanında çırak olursanız,

en iyi ustayı istihdam edersiniz. Veya o işi en iyi bilenle ortak olursunuz.

6. Beraber Çalıştıklarınıza Güven Verin!

Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkalarına da öyle davranın. Güç karşısında haysiyetinizi koruyun. Güçsüzleri himaye edin. Sizin için çalışanları memnun edin.

Hizmetin kadrini bilin. Hatayı cezalandırırken, başarıyı mükâfatlandırmayı ihmal etmeyin.İnsanlardan yararlandıktan sonra, onlara sırt çevirmeyin. Ancak böyle davranırsanız, beraber çalıştıklarınızın size güveni olur.

7. Kurumlaşın!

Hiçbir iş insana bağlı kalmamalıdır. Çünkü ölüm var kalım var. İnsanlar fanidir.

Şirketlerin, işlerin, başarıların devamı için müesseseleşme ve kurumlaşma şarttır.

Bir işin yürümesi bir kişiye bağlı ise, o iş devamlılığı olmaz. O konuda sürekli

başarı sağlanamaz. Başarının saman alevi gibi parlayıp sönmesi doğaldır.

8. Tasarruf Yatırım Demektir!

Tasarruf yatırıma eşittir. Yatırım demek istihdam demektir. Hedefimiz daha bol, daha sağlıklı üretimdir. Bütün bunların hareket noktası tasarruftur.

May
17

Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim adamı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz? İşte Einstein’dan 10 hayat dersi…

1. Merakınızın peşinden gidin
“Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”
Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız.

2. Azim paha biçilmezdir
“Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”
Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

3. Bugüne odaklanın
“Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.”
İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.

4. Hayal gücü güç verir
“Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.”
Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: “Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil”. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.

5. Hata yapın
“Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.”
Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

6. Anı yaşayın
“Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.”
Geleceği ayarlamanın tek yolu olabildiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.

7. Değer yaratın
“Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.”
Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

8. Farklı sonuçlar beklemeyin
“Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.”
Her gün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.

9. Bilgi deneyimden gelir
“Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.”
Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu deneyimlemelisiniz.

10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın
“Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.”
Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!

Derleyen: Fuat Böge

May
08

Mazide kalan hatıra gibi,
Şefkatli kollarını aç bana anne.
Geceler çok soğuk sessiz ve karanlık,
Üşüdüm üstümü örtsene Anne!

Yanımda olmanı ne çok isterdim,
Dizine yatıp ta uyurdum anne.
Dilimde dua, gözümde rüyasın,
Seni çok istedim hasretim Anne!

Uyandım uykudan aradım seni,
Sağıma soluma bakındım anne.
Geceler çok soğuk sessiz ve karanlık,
Üşüdüm üstümü örtsene Anne!

Anne Anne Anneciğim!..

Sen anlatılmaz yaşanırsın aslında, sen su’sun, sen can’sın, sen toprak, sen güneşsin annem. Ağlayarak açtım gözlerimi dünyaya, ama o andan itibaren ağlamamam için elinden geleni yaptın annem. Küçücük savunmasız yardıma muhtaçtım, uykusuz gecelerin, yorgun gündüzlerin hep benim içindi, hastalandım başucumda sabahladın, ağladım gözyaşım kurumadan istediğimi yaptın, düştüm kaldırdın, ben hep senin sevginle yoğruldum büyüdüm sensiz hayat nasıl olur bilmem ki annem. Sensiz döner mi bu dünya, sensiz nefes alır mı bu can, sensiz öter mi kuşlar, sensiz geceler sabaha nasıl kavuşur anam. Anneler gökyüzüne çıksa da eminim ki oradan da düşünce, kaldırıyorlardır evlatlarını. Yanlış yaptığında oradan da anne kutsallığı ile çocuklarını koruyorlardır. Keşke elimde olsa saçına yıldızlardan çiçek yapsam, sen güneşsin, sen aysın yıldızlar sana yakışır annem. Söz sana, yemin sana, söz bu can emeğinin karşılığını istediğin bir evlat olarak sana ödeyecek annem…

May
05

Satırlarıma ‘sen’ değil,
Özlemin dökülüyor…

Olmazsa olmazım ‘sen’…
Yoksun işte…

Bir hayalden ibaret özlemlerim…

Yastığıma başımı koyduğum da sadece sen’li hülyalara bırakıyorum ruhumu…

Dışına çıkılması zor bir yol gibisin…

Çıksam düşeceğim sanki uçurumundan…

Oysa yoksun varlığımın sınırlarında…

Anladım ki sen kolaylaştırdıkça anlamını, ben zorlaştırıyorum seni…

Oysa basit bir oyunsun beynimin içinde karmaşaya sebep olan.

Ve karmaşık olan sen değil, sensizliği anlamak…

Hangi kelime, hangi cümle sensizliği anlatabilir ki?
Düşünüyorum da düşünecek bir şey yok özünde…

Varlığının yerine yokluğunu kabullenmeyi öğrenmeli avaz avaz…
Bir sensizliği bir de yalnızlığı yaşayabilmeli içimde ki sesliliğe rağmen…

Oysa,
Bıraksam çığlıklarımı terkini sindirecek suskunluğum…
Bu yalnızlık suskunluğuma eşit olacak sensizliğe giden her adım da…

Biliyorum kendimi kandırıyorum zamana karşı…
Ve bilmek bahane değil ‘bana’…

Olmazsa olmazım ‘sen’…
Yoksun işte…

Ve görmüyorsun…

Sana gözlerim değil,

Ruhum,

Yüreğim,

Bedenim,

Ağlıyor!

May
02

Attığım her adım benden uzakta,

Bastığım her yerde yokmuşum meğer.

Çırpınırken “ben” denilen tuzakta,

Ben bana saplanan okmuşum meğer.

Aklım kumsal iken ben toz paresi,

Çıktıkça yükseğe alçalır oldum.

Düşündüm derdimin nedir çaresi?

Susarak konuşmak, sonunda buldum.

Esrarlı vuslata bir adım kala,

Hasretin vecdiyle ben kement attım.

Yürekte boğulmak, ne güzel bela,

Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım.

Görünmez cevheri buldum diyerek,

Körlüğü kör ettim deli bir taşla.

Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek,

Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla.

Nasılların sebebini sorarken,

Sualimi cevapladım “Niçin?”de.

Çokluğumda yokluğumu ararken,

Yalnız kaldım yığınların içinde.

Satır satır böldü beni heceler,

Her kırkımı kırka yardım, savuştum.

Boşluğumu kucakladı geceler,

Sessizlikte gürültüyle boğuştum.

Var’da yoku, haykırırken ben seda,

Aklım ki, aklımı başımdan aldı.

O’na gidiyorum, bana elveda!

Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı.

Nis
27

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,

Cenneti de gördüm, cehennemi de.

Öyle bir aşk yaşadım ki,

Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden,

Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki,

Okudum, okudum, anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde,

Hem kızdım hem güldüm halime.

Sonra dedim ki söz ver kendine,

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin,

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.

Öyle bir hayat yaşadım ki,

Son yolculukları erken tanıdım…

Nis
26

Bugün şafak söker mi? Güneş yeniden doğar mı sabaha… Çiçekler yine açar mı? Eskisi gibi bahar rüzgârları vurur mu yüzüme, dalgalar hırçınca değil de, sakince vurur mu kıyıya? Aşıklar yine bir araya gelip yürürler mi sahil boyunca? Ben bir şarkı tutsam, söylesem öylesine bir dinleyen olur mu? Bir simit alsam elime, ufak ufak didiklesem atsam denize doğru, bir balık veya bir martı gelipte yermi acaba? Öyle bir demdeki ruhum ve öyle bir gündeki ömrüm, ne olur sanki insanlar hep gülse gönüller bir olsa… Caddeler, sokaklar, çiçekler ve denizler ayrılık kokmasa. Güzel sözler hep tadında kalsa da kirletilmese ne olur sanki… Sevdalar bir gurur uğruna yıkılmasa, canlar yanmasa, gözlerden yaşlar akmasa ve yalnızlık olmasa öylece hayat dolu bakılabilse ama yok… Öyle bir yastaki gönlüm, anlatabilsem keşke dökebilsem içimdekileri… Acıyı, hüznü ve kederi bir dağ başından belki de bir uçurumun kenarından kussam döksem içimi rahatlayabilir miyim? ? ? Öyle bir demdeyim ki, karma karışık bir hayata anlam vermeye çalışıyorum… Günlerin batışı aynı, yıldızlarsa yerinde sabit. Bildiğim tek şey bazı şeyler değişmiyor… Ama gönüller, verilen sözler, edilen yeminler, artık hep değişiyor… Öyle bir demdeyim ki; doğruların, yanlışların, hataların içinde kayboldum… Kimseyi değil kendimi arar oldum… Hep bir çıkmaza takıldım durdum… Ve öyle bir demdeyim ki; ruhumu caddelerde, sokaklarda, denizlerde, gökyüzünde uçar gördüm… Öyle bir demdeki; Ruhum hayata yorgun sevdaya dargın, aşka küskün… Öyle bir demdeki; ruhum kış gibi soğuk, okyanusların büyüklüğü kadar acılı ve yalnız öyle bir demdeyim işte…